| TR | EN |

Konuşma: “Güç Kayması: Avrupa Birliği’nde Alman Hegemonyasına Geçiş”

comment : 0

Boğaziçi Üniversitesi-TÜSİAD Dış Politika Forumu, Avrupa Birliği içindeki güç ve rol dağılımı, üye devletlerin Avrupa Birliği politikalarında ne gibi etki alanlarının olduğu, hegemonyanın hangi şekillerde ortaya çıkabileceği ve Almanya’nın Avrupa Birliği içinde üstlendiği rolü masaya yatırmak üzere, 27 Ekim 2015 Salı günü, TÜSİAD merkez binasında “Güç Kayması: Avrupa Birliği’nde Alman Hegemonyasına Geçiş”  başlıklı bir toplantı düzenledi.

Avrupa Birliği ile üye devletler arasındaki ilişkiler alanında uzman olan ve daha önce Heriot-Watt Üniversitesi Ekonomi Bölümü, UMIST Avrupa Çalışmaları Bölümü ve Manchester Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde görev almış ve halen University of Sheffield Siyaset Bilimi Bölümü’nde görev almakta olan Prof. Simon Bulmer’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz da açılış konuşmasını yaptı.

Almanya’nın 1990 yılındaki birleşmesinden bu yana, giderek kendine daha çok güvenen bir ülke olduğunu ve bu çizgiye uyumlu politikalar izlediğini belirten Prof. Bulmer, 2000’lerin başındaki resesyonda da Almanya ekonomisinin hızlıca toparlandığını hatırlattı. Almanya ve Fransa arasındaki politik ayrımın Eurozone kriziyle birlikte görünür olmaya başladığını ve bu ayrımın da Almanya’nın elinin güçlenmesi ve uluslararası toplum nezdinde Almanya’ya biçilen rolün “Avrupa Birliği içinde olağan liderlik” konumuna evrilmesiyle sonuçlandığını belirtti.

Eurozone krizinin ardından, Arupa Birliği’nin kendi arasında entegrasyonu sağlayıp sağlayamayacağının tartışılmaya başlandığını ifade eden Prof. Bulmer, Ukrayna sorunu ve mülteci krizinde de Almanya’nın etkin bir rol üstlenmesi ile “Avrupa Birliği içinde Almanya tahakkümü” algısının yaygınlaşmaya başladığını belirtti.

Ne var ki, Almanya’nın sergilediği etkin politikaların “AB içinde bir Alman hegemonyası”nın varlığından söz etmememize yetmeyeceğini; Eurozone krizinde Almanya’nın tamamen planlı ve kurallı ekonomi politikaları sayesinde güçlendiğini, Ukrayna sorununda ise Rusya ile ekonomik ilişkileri olmasına rağmen Fransa ile birlikte hareket ederek Avrupa Birliği ortak politikalarını gözettiğini hatırlattı.

Yine, diğer üye devletlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulmuş uluslarası kurumların ve Alman siyasi kültürünün de “AB içinde bir Alman hegemonyası” oluşmasına izin vermeyeceğini belirten Prof. Bulmer, Merkel’in güncel mülteci krizindeki tavrını ise “ahlaki liderlik” olarak tanımladı. Bu liderliğin bir hegemonya olarak görülemeyeceğini, zira bu durumun Almanya’nın diğer ülkelerle ilişkilerini zora soktuğunu; Schengen gibi AB ortak politikalarının askıya alınmasına yol açtığını ifade eden Prof. Bulmer, özetle aldığı insiyatiflerin sonuçlarına katlanan bir Almanya gördüğümüzü ifade etti.

 

 

Yazar Hakkında