| TR | EN |

Konuşma: “Sykes-Picot Anlaşması’nın 100. yılında Orta Doğu’da Devlet ve Toplum”

comment : 0

Boğaziçi Üniversitesi-TÜSİAD Dış Politika Forumu, , Orta Doğu’da geçtiğimiz yüzyılda politik, sosyal ve ekonomik yapıların nasıl değiştiğini ve yakın gelecekte hangi yönde ilerleyebileceğini değerlendirmek üzere, 13 Kasım 2015 Cuma günü, TÜSİAD merkez binasında “Sykes-Picot Anlaşması’nın 100. yılında Orta Doğu’da Devlet ve Toplum”  başlıklı bir toplantı düzenledi.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika siyaseti alanında uzman olan ve daha önce Kahire Amerikan Üniversitesi’nde dekan, Kolombiya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde bölüm başkanı, Kolombiya Üniversitesi Orta Doğu Enstitüsü’nde direktör ve Harvard Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde yardımcı doçent olarak görev alan, 2011’den bu yana ise Kahire Amerikan Üniversitesi’nin rektörü olan Prof. Lisa Anderson’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz da açılış konuşmasını yaptı.

Ulus-devletler ortaya çıkmadan önce Avrupa’daki devletlerin, sahip oldukları toprağın yönetimine öncelik verdiklerini, Osmanlı İmparatorluğu’nda ise nüfusun yönetimine öncelik verildiğini belirten Prof. Anderson, Milletler Cemiyeti’nin de kendilerini yönetemeyen toplumların gelişmiş toplumlarca yönetilmesi anlayışı ile hayata geçirildiğini ifade etti. Bu dönemi “kimliklerin ve ülkeselliğin tedavüle girmesi” olarak niteleyen Anderson, bu hızlı geçişle birlikte milyonlarca insanın kendini yeni bir dünyada bulduğunu ve adapte olamadığını ifade etti.

I. Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan bu yeni anlayışın getirdiği dünya düzeninde, Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras aldığı bürokratik kurumları sayesinde hızlıca yeni dünyanın gereklerine adapte olduğunu, fakat bu kaynaktan yoksun çoğu devletin sömürgeleşmekten kurtulamadığını ifade etti. Prof. Anderson’a göre sömürgeci güçler, Orta Doğu’da kendi icat ettikleri “evrensel vatandaşlık” anlayışını bir kenara bıraktı ve koloniyel amaçları için elveriş gösteren belli sadık gruplara yöneldi. İran Devrimi’ni saymazsak, Arap Baharı’na kadar bu bölgede ciddi bir yapısal değişimin yaşanmadığını belirten Prof. Anderson, bu ülkelerde modern devlete yönelik bir yanbancılaşma yaşandığını ve hatta bu yabancılaşmanın El-Kaide’yi destekleyen grupların ortaya çıkmasında görülebileceğini ifade etti.

Arap Baharı’nı “Eğitimli ve işsiz gençlerin kendi yozlaşmış ve güçsüz devletlerine karşı ayaklanması” olarak niteleyen Anderson, dış güçlerin demokrasi ya da insan haklarını değil ittifakları ve istikrarı önemsediklerini; bugün geldiğimiz noktada ise geçtiğimiz yüzyıldaki gibi küresel “süper güç”ler olmadığından, bölgesel güçlerin insiyatif alması ve belirleyici olması gerektiğini ifade etti.

Yazar Hakkında