| TR | EN |

Panel: “Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Teşkilatı Üyesi Arap Ülkelerinin Bölgesel ve Küresel Politikaları”

comment : 0

Boğaziçi Üniversitesi-TÜSİAD Dış Politika Forumu, 4 Nisan Pazartesi günü 15:30-17:30 saatleri arasında TÜSİAD’da “Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Teşkilatı Üyesi Arap Ülkelerinin Bölgesel ve Küresel Politikaları” başlıklı bir toplantı düzenledi.

2008-2012 yılları arasında Avrupa Birliği Suudi Arabistan Delegasyon Başkanı ve Körfez ülkelerinde gayri mukim Avrupa Birliği Büyükelçisi olarak görev yapmış olan, European University Institute Orta Doğu Çalışmaları Programı direktörü Luigi Narbone’nin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz da açılış konuşmasını yaptı.

Luigi Narbone, Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Teşkilatı üyesi Arap ülkelerinin bölgesel ve küresel politikalarına ve İran’la yapılan nükleer anlaşma sonrası bu ülkelerin güvenlik algılarına ilişkin görüşlerini paylaştı ve katılımcıların sorularını yanıtladı.

Körfez İşbirliği Teşkilatı üyesi Arap ülkelerinin, Obama’nın Körfez Ülkeleri doktrininin ardından Amerika’yı güvenilir bir müttefik olarak görmemeye başladığını ve güvenlikleri konusunda endişeye kapıldıklarını ifade eden Narbone, İran’la yapılan Nükleer Anlaşma’nın ardından İran’ın Körfez İşbirliği Teşkilatı üyesi Arap ülkeleri içindeki Şii grupları desteklemeye başladığını belirtti.

Bu gelişmelerin, Suudi Arabistan’ın uluslararası arenada öne çıkma ihtiyacı duymasına yol açtığına dikkat çeken Narbone, Suudi Arabistan’ın Yemen’e müdahalesinin de bu bağlamda okunması gerektiğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın İran’ı zayıflatmak için petrol fiyatlarını düşük tuttuğunu ve İran’a uygulanan ambargonun kalkmasının ardından bu yolla İran’da olası bir ekonomik gelişmenin önüne geçmeye çalıştığını ifade eden Narbone, Suudi Arabistan’da ikinci jenerasyonun politik olarak çok daha aktif bir siyaset izlemesinin beklendiğini belirtti.

Petrol fiyatlarının bir daha eski yüksek seyrine dönmeyeceğini öngördüğünü ifade eden Narbone, toplumsal olarak da bir takım yapısal reformların kaçınılmaz olduğunu, fakat halkın buna alışmasının zorlu bir süreç olarak göründüğünü belirtti. Bölgesel olarak aktif bir siyaset izlemenin, ekonomik bir yükü de beraberinde getirdiğinin altını çizen Narbone, ücretsiz olan eğitim ve sağlık hizmetlerinin yönetimi zorlamaya başladığını ifade etti.

Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin, Arap Baharı ve özellikle Mısır devrimi sırasında iki ülkenin Müslüman Kardeşler’e yönelik farklı tutumlar takınmasının ardından bozulmaya başladığını ve şu anda da belirsizliğin belli bir seviyede devam ettiğini belirten Narbone, Suudi Arabistan’ın bölgesel bir aktör olarak öne çıkmaya çalıştığını, fakat İran ve Türkiye’nin bu isteğin önünde engel olarak durduğunu ifade etti.

 

 

Yazar Hakkında